Blanchard’ın 2026 Global Trendler Araştırmasından Öne Çıkan İçgörüler
Bu ayın başında, Dr. Jay Campbell ile birlikte Blanchard’ın 2026 İK, Öğrenme ve Gelişim Trendleri Araştırması sonuçlarını, dünyanın dört bir yanından liderlik, öğrenme ve yetenek gelişimi profesyonellerinin katıldığı canlı bir webinarda paylaşma fırsatı bulduk. Bu kitlede en çok takdir ettiğim iş dünyasındaki olağanüstü karmaşıklığa rağmen, hâlâ meraklı, duyarlı ve iyimser olmaya devam etmeleri.
Bu yılın verileri özellikle çok güncel. Anketi 16 Kasım’da kapattık; bu da bulguları, önümüzdeki yıla dair elde edebileceğiniz en taze içgörülerden biri hâline getiriyor. Amerika, EMEA ve Asya-Pasifik bölgelerinden yaklaşık 500 tamamlanmış yanıt, 2026’da İK, öğrenme ve gelişim ekiplerini bekleyen zorluklar ve fırsatlara dair çok boyutlu bir tablo sunuyor.
Webinar ve sonrasında gerçekleşen zengin tartışmalar üzerine düşünme fırsatı bulduktan sonra, Jay ile birlikte önümüzdeki yıl liderlik ve öğrenme stratejilerini şekillendireceğine inandığımız temel temaları paylaşmak istiyorum.
Liderlik Yetkinliği: 2026’nın En Belirgin Zorluğu
Araştırmada bir bulgu açık ara öne çıktı: liderlik yetkinliği, organizasyonlar için hâlâ bir numaralı zorluk. Katılımcıların neredeyse yarısı, bunu önümüzdeki yılın en büyük endişesi olarak tanımladı.
Neden mi? Çünkü belirsizlik ortamlarında liderlik; dengeleyici, çarpan etkisi yaratan ve ayrıştırıcı bir rol üstleniyor.
Özellikle üst düzey yöneticiler için değişim ve çeviklik, artık temel baskı noktaları hâline gelmiş durumda. Organizasyonlar aynı anda ekonomik baskılarla, yapay zekânın dönüştürücü etkisiyle, değişen yetenek beklentileriyle ve yeni stratejik gerekliliklerle baş etmeye çalışıyor. Bu ortamda liderlik yetkinliği artık “olsa iyi olur” değil; kurumsal dayanıklılığın temel taşı.
İK’nın Odağı Değişmedi — Ama Riskler Daha Yüksek
Değişen koşullara rağmen, İK’nın öncelikleri şaşırtıcı biçimde istikrarlı. Rol ve sektör fark etmeksizin liderler, çalışmalarını hâlâ şu alanlarda yoğunlaştırıyor:
- Liderlik yetenek havuzunu güçlendirmek
- Yüksek performanslı çalışanları elde tutmak
- İnovasyonu ve değişimi mümkün kılmak
- Nitelikli yetenekleri çekmek
- Güçlü bir çalışan deneyimi yaratmak
Bu kalıcı öncelikler, İK’nın temel rolünü yansıtırken; aynı zamanda ekiplerin, uzun süredir devam eden sorunları tamamen yeni koşullar altında çözme baskısı ile karşı karşıya olduğunu da gösteriyor.
İşe Alım ve Elde Tutma: Zemin Artık Daha da Kaygan
Araştırma katılımcılarının dikkat çektiği bir diğer kritik alan ise yetenek kazanımı ve elde tutma oldu.
- %80’i, 2026’da işe alımın daha da zorlaşacağını öngörüyor
- %83’ü, çalışanı elde tutmanın daha büyük bir zorluk hâline geleceğini düşünüyor
Ancak asıl hikâye sayılarda değil, nedenlerde yatıyor.
Bu yıl ilk kez, en büyük işe alım engeli olarak; beceri eksikliklerini ve yetenek rekabetini geride bırakan bir unsur öne çıktı: kurum kültürüne uygun aday bulmak. Bu durum, organizasyonların kendilerine daha eleştirel bir gözle bakmaya ve yetenek pazarında nasıl konumlandıklarını sorgulamaya başladığını gösteriyor.
Elde tutma tarafında ise üç temel sorun öne çıktı:
- Sınırlı kariyer gelişim fırsatları
- Tükenmişlik ve iş yükü
- Liderlikten duyulan memnuniyetsizlik
Jay bunu “zorlukların aynı anda üst üste geldiği bir tablo” olarak tanımladı; ben de aynı fikirdeyim. Terfilerin durduğu, iş yüklerinin arttığı ve liderlik yetkinliğinin geride kaldığı ortamlarda, güven ve bağlılık hızla eriyor. Buna rağmen, webinara katılan pek çok kişinin; organizasyonlarında morali, bağı ve iyi oluşu artırmak için uyguladıkları yaratıcı ve insan odaklı yaklaşımları paylaşması umut vericiydi.
Eğitim Bütçeleri: Temkinli Bir İyimserlik
Yıllar sonra ilk kez, bütçe beklentileri ölçülü bir iyimserliği yansıtıyor. Katılımcılar, eğitim bütçelerinde ortalama %6,5’lik bir artış öngörüyor. Bu olumlu bir gelişme olsa da, geçmiş yıllara kıyasla daha sınırlı.
Dikkat çekici bir diğer nokta ise, C-seviye yöneticilerin yaklaşık %8,5’lik bir artış beklemesi. Bu durum, ekonomik belirsizliğe rağmen, üst yönetimin insan gelişimine olan bağlılığının sürdüğünü gösteriyor.
Bütçe kararlarını etkileyen başlıca faktörler:
- Ekonomik koşullar
- Organizasyonel performans
- İş gücü yetkinlik ihtiyaçları
- Enflasyon
- Yeni stratejik öncelikler
Özellikle stratejik yön faktörünün ilk kez ilk beş içinde yer alması, organizasyonlarda önceliklerin ne kadar hızlı değiştiğini ortaya koyuyor.
2026’da Öğrenme Yatırımları Nereye Odaklanacak?
“Öğrenme kaynaklarını nereye yoğunlaştırmayı planlıyorsunuz?” sorusuna verilen yanıt son derece netti: yöneticilere.
- %90, orta kademe yöneticilerin yüksek veya orta öncelik olacağını söylüyor,
- %88, saha yöneticileri için de aynı önemi görüyor.
Bu iki liderlik katmanı; stratejiyi sahaya indiren, kültürü yaşatan ve çalışan bağlılığı üzerinde en doğrudan etkiye sahip olan gruplar.
Katılımcılar ayrıca, öğrenmenin nasıl sunulacağına dair önemli içgörüler paylaştı:
- Deneyimlerin %59’u bir ölçüde özelleştirme içerecek
- İçeriğin %45’i satın alınacak
- %55’i kurum içinde geliştirilecek
Bu hibrit yaklaşım; hem bütçe baskılarını hem de relevans ve entegrasyon ihtiyacını yansıtıyor.
Eğitim Modelleri: Yeni Normal Yerleşti
Uzun vadeli sunum modellerine baktığımızda, tablo netleşmiş durumda. 2020 öncesinde organizasyonlar, öğrenmenin yaklaşık %70’inin yüz yüze gerçekleşeceğini öngörüyordu.
2026’ya geldiğimizde ise denge şu şekilde oturmuş durumda:
- %41 yüz yüze, eğitmen liderliğinde
- %29 sanal, eğitmen liderliğinde
- %30 kendi hızında e-öğrenme
E-öğrenme burada sessiz ama istikrarlı bir yükseliş sergiliyor. Yüz yüze öğrenme önemini korurken, karma ve dağıtık öğrenme ekosistemlerinin kalıcı olduğu artık çok net.
Mikro Öğrenme, Kişiselleştirme ve Yapay Zekâ: Sırada Ne Var?
Öğrenme yöntemlerine dair derinlemesine analizlerimiz birkaç önemli eğilimi ortaya koydu:
- %43, mevcut küçük parçalı (bite-sized) öğrenme çözümlerini etkili buluyor
- %52, kürasyonlu günlük mikro içerik akışını değerli görüyor
Tercih edilen formatlar arasında pratik ipuçları, kısa videolar, infografikler ve mini değerlendirmeler öne çıkıyor.
Bu da öğrenme profesyonellerinin “daha fazla içerik”ten ziyade, daha ilgili ve sindirilebilir içerik aradığını gösteriyor.
Yapay zekâ tarafında ise çoğu katılımcı, önümüzdeki on yıl içinde AI ve chatbot’ların öğretici bir rol üstleneceğine inanıyor. Bugün daha çok koç veya danışman rolünde olan yapay zekânın, kişiselleştirme ve anlık destek potansiyeli hızla büyüyor.
Abonelik tabanlı öğrenme modellerine yönelik eğilimler de araştırmada zengin içgörüler ortaya koydu. Katılımcılar özellikle şu alanlarda değer gördüklerini ifade ediyor:
- Güncel ve çeşitlilik içeren içeriklere erişim
- Kullanım başına daha düşük maliyet
- Satın alma süreçlerinin sadeleşmesi
Bununla birlikte, katılımcılar kullanım düzeylerinin düşük kalması ve içerik fazlalığının öğrenmeyi zorlaştırması konusunda da endişe duyuyor. Organizasyon genelinde tutarlılık sağlama ihtiyacı ile kişiselleştirilmiş öğrenme yolculukları arasında oluşan bu gerilim, önümüzdeki dönemde daha bilinçli ve tasarlanmış yaklaşımlar gerektirecek.
2026 İçin Kritik Liderlik Yetkinlikleri
Katılımcılar, 2026’da en kritik olacak dört liderlik yetkinliğini şöyle sıraladı:
- Koçluk ve mentorluk
- Etkili iletişim
- Değişime liderlik
- Yeni zorluklara uyum sağlama
Özellikle uyum sağlama becerisi, yalnızca iki yıl içinde 13. sıradan 4. sıraya yükseldi. Bu da modern iş dünyasının gerçeğini yansıtıyor: Liderler, ekiplerini belirsizlik içinde yönlendirebilmek zorunda.
İleriye Bakış: 2026’yı Şekillendirecek 5 Öncelik
Hem yapılandırılmış hem de açık uçlu verilerden yola çıkarak, önümüzdeki dönemi tanımlayacak beş ana tema öne çıkıyor:
- Liderlik yetkinliği bir çarpan etkisi yaratıyor
- Çeviklik ve uyum sağlama temel yetkinlikler hâline geliyor
- Elde tutma ve gelişim stratejik zorunluluklara dönüşüyor
- Çalışan deneyimi ve iyi oluş fark yaratan unsurlar oluyor
- Stratejik hizalanma ve kaynak yönetimi kritik sınırlayıcılar hâline geliyor
Belirsizlik dönemlerinde liderlerin; iletişimde net, yön duygusunda istikrarlı ve insanlarını destekleme konusunda bilinçli olmaları gerekiyor.
Etkinliğin sonunda Jay’in paylaştığı güçlü bir hatırlatma ile bitirmek istiyorum: Zorlayıcı koşulları, inovasyon, yeniden düşünme ve cesur liderlik için birer fırsata dönüştürün. Tavsiyesi netti: Organizasyonunuzu ileri taşıyacak, bir ya da iki cesur ve kendi kendini dönüştüren fikri sürekli gündemde tutun.
Tüm Bulguları Keşfedin
Burada paylaşılanlar, bu yılki araştırmanın yalnızca küçük bir bölümünü yansıtıyor. Tüm verilere, grafiklere ve önerilere ulaşmak için:
- 2026 İK, Öğrenme ve Gelişim Trendleri Raporu: Belirsizliği Fırsata Dönüştürmek başlıklı 35 sayfalık raporu indirin,
- Webinara ait kayıtları izleyin ve etkileşimli anket sonuçlarını inceleyin.
Her iki kaynak da ücretsiz ve 2026 planlamalarınızı desteklemek üzere hazırlandı.
Sizin için en çok hangisi etkiledi? Ekibiniz 2026’ya nasıl hazırlanıyor?
David Witt

