Sis İçinde Liderlik: İnsan Odaklı Liderlik Nasıl Netlik Yaratır?
Bugünün iş dünyasının üzerine çökmüş bir sis var.
Bunu liderlerle yaptığınız konuşmalarda hissedebilirsiniz. Çalışanların sorduğu sorularda duyabilirsiniz—bazen yüksek sesle, çoğu zaman ise kendi içlerinde:
Hâlâ önemli miyim?
Buradaki geleceğim ne olacak?
Tüm bu değişimin içinde bana hâlâ yer var mı?
Liderler de bu kaygılardan muaf değil. Birçoğu aynı soruların kendi versiyonunu soruyor: Kendimi (ya da insanları) kaybetmeden bu sürecin içinde nasıl liderlik ederim?
Peki Bu Sisi Yaratan Ne?
İş yerindeki bu sis, birden fazla gücün bir araya gelmesiyle oluşuyor.
En çok konuşulan faktör yapay zekâ. Tüm sunduğu imkânlara rağmen, yapay zekâ aynı zamanda büyük bir belirsizlik yaratıyor. Bir zamanlar güvenli görünen kariyerler artık yapay zekâ tarafından köklü biçimde yeniden şekillendirilme (hatta tamamen ortadan kalkma) ihtimaliyle karşı karşıya. Elbette yapay zekâ insanların üstlenebileceği yeni ya da farklı roller de yaratacaktır. Ancak bu rol değişimi, insanların amaç, kimlik ve değer algısında ciddi bir psikolojik sarsıntı yaratıyor.
İş yerindeki sise katkı sağlayan bir diğer unsur ise tükenmişlik. Son raporlar çalışanların %66’sının tükenmişlik yaşadığını, yönetici bağlılığının önemli ölçüde düştüğünü ve liderlerin %75’inin gün sonunda sıklıkla “tamamen tükenmiş” hissettiğini gösteriyor. İş tanımının genişlemesi (ek ücret ya da destek olmadan birden fazla rolün sorumluluğunu üstlenmek) ve “sessiz çatlama” (çalışıyor olmakla birlikte duygusal olarak tükenmiş ve sıkışmış hissetmek) gibi eğilimler, artık iş dünyasının yeni normali hâline gelmeye başlıyor.
Böyle zamanlarda liderlik daha derin bir biçimde sınanır. Sadece ne yaptığınızla değil, kim olduğunuzla da.
Çünkü bugün liderlerin karşı karşıya olduğu asıl zorluk yalnızca dışarıdaki karmaşıklık sisi değildir; kendi liderlik amaçları konusunda netliğe sahip olmamanın yarattığı içsel sistir.
İnsan Odaklı Liderlik Sisin İçinde Yolu Aydınlatır
Yoğun sisin içinde araç kullanmış olan herkes o hissi bilir. Yavaşlarsınız, direksiyonu biraz daha sıkı kavrarsınız ve önünüzü görebilmek için daha dikkatli bakarsınız. Görüş mesafesi azaldığında çözüm daha hızlı gitmek değildir. Çözüm, güvenilir yön gösteren unsurlara odaklanmaktır: şerit çizgilerine, bariyerlere ve en önemlisi, önünüzdeki yolu aydınlatan farlara.
İnsan odaklı liderlik, belirsiz koşullarda bir far gibi işlev görür; sisi ortadan kaldırmaz ama insanların onun içinden güvenle ilerlemesine yardımcı olur. Sisin yoğun olduğu zamanlarda liderlerin, kendilerini sağlam bir zeminde tutan ve başkalarının güvenle ilerlemesine yardımcı olan net bir amaç ve değerler anlayışına ihtiyacı vardır. Çünkü insanlar belirsiz zamanlarda liderlerine bakıp güvence, umut, güven, istikrar ve hâlâ değerli olduklarını hissetmek isterler.
İnsan odaklı liderlik karmaşık değildir; ancak bilinçli ve amacı olan bir yaklaşım gerektirir. İşte liderlerin hem kendileri hem de liderlik ettikleri insanlar için netlik yaratmalarını sağlayacak üç yol.
Birinci Yol: Lider Olarak Amacınızı Netleştirin
Kendinize şunu sorun: Ben neyi temsil ediyorum? Liderlik ettiğim insanlar üzerinde nasıl bir etki bırakmak istiyorum?
Liderliğinizi neyin şekillendirdiğini anlamanın etkili yollarından biri geçmişinize bakmaktır. Liderlik anlayışınızı etkileyen önemli kişiler kimlerdi? Hayatınızda iz bırakan olaylar ya da deneyimler nelerdi ve bunlar sizde hangi değerleri geliştirdi?
Örneğin, ben maddi imkânların sınırlı olduğu tek ebeveynli bir ailede büyüdüm. Zaman zaman devlet desteği aldığımız dönemler oldu ve maddi durumumuz nedeniyle başkaları tarafından daha değersiz hissettirildiğimi hatırlıyorum. Bu deneyim, iş yaşamında bir lider olarak benim için “saygı” değerini çok önemli hale getirdi. İnsanlara, kişisel koşulları ne olursa olsun saygıyla yaklaşmaya özen gösteriyorum. Kimsenin kendini değersiz hissetmesini istemediğim için, kapsayıcı davranmaya özellikle dikkat ediyorum.
Amacınızı netleştirmek, kusursuz bir kişisel misyon cümlesi yazmakla ilgili değildir. Asıl mesele, bir lider olarak nasıl bir miras bırakmak ve bu mirası nasıl yaşatmak istediğiniz konusunda kendinize karşı dürüst ve net olmaktır.
İkinci Yol: Amacınızı Kararlarınız İçin Bir Filtre Olarak Kullanın
Önemli kararlar almadan önce durun ve kendinize şu soruyu sorun: Bu karar lider olarak benim amacım ve değerlerimle uyumlu mu?
En sevdiğim kitaplardan biri Ken Blanchard ve Norman Vincent Peale’in The Power of Ethical Management adlı kitabıdır. Yazarlar, kararlarınızı liderlik amacınızla uyumlu hale getirmenize yardımcı olacak, basit ama son derece güçlü üç soru önerir:
- Yasal mı?
Bu oldukça basit ve nettir. Yanıt hayırsa, kendinizi ne kadar ikna etmeye çalışırsanız çalışın, bu kararın değerli bir amaçla uyumlu olmadığı açıktır. Üstelik bu durumda diğer iki soruyu sormanıza bile gerek kalmaz.
- Dengeli mi?
Bu soru adaletle ilgilidir. Kararınız taraflardan birini diğerine göre çok daha avantajlı hale mi getiriyor? Ortada büyük bir kaybeden ya da büyük bir kazanan var mı? Bu soru, amacınızın ve kararlarınızın etki alanınızdaki tüm paydaşları nasıl etkileyeceğini düşünmenizi sağlar.
- Kendim hakkında nasıl hissetmemi sağlayacak?
Bu soru, kendi duygularınıza ve ahlaki standartlarınıza odaklanır. Aldığınız kararın bir lider olarak savunduğunuz değerler ve amacınızla gerçekten örtüşüp örtüşmediğini sorgulamanızı sağlar. Bu soruyu başka bir şekilde de sorabilirsiniz: Bu kararı açıklarken çekilmiş bir videom internette yayılsa, kendimi nasıl hissederdim? Gurur duyar mıydım, yoksa bu benim için utanç verici bir an mı olurdu?
Bu sorulara vereceğiniz yanıtlar, size herhangi bir politika ya da kılavuzdan daha güçlü bir yön gösterecektir.
Üçüncü Yol: Davranışlarınızı Amacınızla Uyumlu Hale Getirin—Özellikle Zor Zamanlarda
Her şey yolundayken amacınız doğrultusunda liderlik etmek kolaydır. Asıl sınav, baskı altındayken ne yaptığınızdır.
Garry Ridge, WD-40’ın eski CEO’su, buna güçlü bir örnektir. Ridge, bir dönem Asya’daki bir distribütörle olan iş ilişkisini sonlandırma kararı aldı; çünkü söz konusu distribütör, yabancı bir vergi yetkilisiyle yolsuzluk içeren ilişkilere karışmıştı. Bu karar sonucunda şirket milyonlarca dolarlık gelir kaybı yaşadı ve bölgede yeni bir distribütör bulmaları birkaç yıl sürdü.
Peki bu kararı ne yönlendirdi? Şirketin “doğru olanı yapmak” değeri. Bu değer, yalan söylememek, hile yapmamak ve çalmamak anlamına geliyordu.
Önünüzdeki Yolun Netleşmesi
İnsan odaklı liderlik, yalnızca daha empatik olmak ya da daha iyi bir dinleyici olmakla ilgili değildir. Bundan daha derin bir meseledir.
Asıl mesele, bir lider olarak amacınızı ve değerlerinizi bilmek; bu konudaki netliğin liderlik duruşunuza, kararlarınıza ve liderlik ettiğiniz insanları destekleme biçiminize yön vermesidir—özellikle de yolun belirsizleştiği zamanlarda.
Randy Conley
"Leading Through the Fog: How Human-Centered Leadership Creates Clarity" adlı makalenin çevirisidir.

