Yapay Zekâ İnsana Benzeyebilir ama Asla Gerçekten Önemseyemez

Biliyorum, son zamanlarda yapay zekâ ve insanlık üzerine çok sık konuşuyoruz. Sanırım olması gereken de bu.
Teknoloji her geçen gün daha da gelişiyor, iş yapış biçimlerimizin içine daha fazla yerleşiyor ve kurduğu iletişim giderek daha ikna edici hâle geliyor. Daha yalnızca bir yıl önce bizi etkileyen araçlar bugün artık sıradan görünüyor. Bir zamanlar “henüz geliştirilme aşamasında” dediğimiz yetkinlikler ise artık her gün kullandığımız platformların bir parçası hâline gelmiş durumda.
Bu yüzden kurumların ilerlemeye devam etmesi gerekiyor. Yapay zekâyı denemeli, bu alandaki bilgi ve yetkinliklerimizi geliştirmeli, gerekli sınırları ve kullanım ilkelerini oluşturmalı; insanların yapay zekâyı bilinçli ve sorumlu bir şekilde kullanmalarına destek olmalıyız.
Ancak asıl önemli soru, bu değişime nasıl ayak uyduracağımız değil; bu süreçte kendimizi nasıl kaybetmeyeceğimiz. Yapay zekâ yalnızca işlerin nasıl yapıldığını değiştirmiyor. Aynı zamanda insanların kendi değerlerini nasıl algıladıklarını da değiştiriyor. Bir makine benden daha hızlı yazabiliyor, özet çıkarabiliyor, analiz yapabiliyor, kod yazabiliyor, içerik üretebiliyor ve yanıt verebiliyorsa bu benim hakkımda ne söylüyor? Peki bana artık hangi alanda ya da işte ihtiyaç duyulacak?
Eğitimler, politikalar ve promptlar bu soruya tek başına yanıt veremez. Bu sorunun yanıtını yalnızca insanlar verebilir.
Yapay Zekâ Güvenimizi Kazanma Konusunda Giderek Daha Başarılı Oluyor
Yapay zekânın, neredeyse ilişki kuruyormuş hissi verecek kadar kısa sürede ne kadar faydalı hâle geldiğini ilgiyle izliyorum. Ben de zor görüşmelere hazırlanırken, dağınık düşüncelerimi toparlarken ve hatta bu yazı da dâhil olmak üzere bir blog yazısına ilk adımı atarken ondan yararlandım.
Bu faydalı. Ama aynı zamanda riskli de.
Yapay zekâ daha yetkin ve daha ikna edici hâle geldikçe, verdiği yanıtlar da giderek daha kendinden emin, daha özenli, daha düşünülmüş ve hatta daha empatik bir tonda sunuluyor. Bir şey bu kadar iyi ifade edildiğinde ise, arkasındaki düşünceyi sorgulamadan yanıtı doğru kabul etmek oldukça kolaylaşabiliyor.
İşte tam da bu nedenle, bugün güven ve sağduyulu değerlendirme her zamankinden daha büyük önem taşıyor.
Yakın zamanda yayımladığımız araştırma raporumuzda, yapay zekâ ekosisteminin genelinde güven konusunu inceledik. İnsanlar çok farklı sorular soruyor:
- Bu araca güvenebilir miyim?
- Bu aracı kullanmaya ilişkin kurallara güvenebilir miyim?
- Bu aracı kullanan insanlara güvenebilir miyim?
- Yapay zekâ, koçlardan ve liderlerden beklediğimiz desteği gerçekten sağlayabilir mi?
Blanchard’da güveni, çoğu zaman davranışlar üzerinden ve Güvenin Elementleri ile ele alıyoruz: Yetkin (Yeterlilik Gösterir), İnanılır (Doğru ve Dürüst Davranır), İlgili (Başkalarına Önem Verir) ve Sağlam (Verdiği Sözlerin Arkasında Durur). Araştırmamız da bunu doğruluyor: Yapay zekâ destekli iş ortamlarında insanlar arasındaki bağ, her zamankinden daha önemli hâle geliyor. Gelin bunu modelin dört boyutu üzerinden birlikte inceleyelim.
Yapay zekâ her geçen gün daha Yetkin hâle geliyor. Daha yalnızca birkaç ay önce hayal bile edemediğimiz pek çok şeyi artık yapabiliyor. Aynı zamanda çok daha İnanılır hale geliyor. Daha az hatalı içerik üretiyor, daha doğal bir dil kullanıyor ve daha akıcı bir iletişim kuruyor. Verdiği yanıtlar çoğu zaman güvenilir görünüyor.
Aynı zamanda son derece Sağlam. Yapay zekâya günün her saatinde ulaşabilirsiniz. Yorulmaz, mola vermeye ihtiyaç duymaz. Aynı paragrafı yedi kez yeniden yazmasını istediğinizde bundan rahatsız olmaz. Sabah saat altıda da, gece yarısında da, toplantıya on dakika kala da yanınızdadır.
Ancak yapay zekâ, Güven Elementlerinden, İlgili boyutuna hiçbir zaman gerçekten sahip olamayacak. Çünkü insanın kurduğu anlamda bağ kuramaz. Çünkü sizi ya da herhangi bir başkasını gerçekten önemsemez.
Eksik Olan “İlgili”
Yapay zekâ, önemser gibi görünebilir. Bir takdir mesajı yazabilir. Ancak bunu söylerken bile, bir insanın başarısıyla gerçekten gurur duyamaz.
Bir koçluk sorusu önerebilir. Ancak o kişinin gelişimini gerçekten önemseyemez.
Geribildirim taslağı hazırlayabilir. Ancak o geribildirimi dürüstlük ve şefkatle iletmenin sorumluluğunu üstlenemez.
Bağ kuruyormuş gibi görünen cümleler oluşturabilir. Ama gerçekten bağ kuramaz; ilgili olamaz. Üstelik yapay zekâ insana ne kadar çok benzemeye başlarsa, kullandığı dili gerçek bir ilişkiyle karıştırmak da o kadar kolaylaşır.
Bağ kurarak ilgili olmak, yalnızca doğru sözleri söylemek değildir. Bir başka insan tarafından görüldüğünü, tanındığını, değer verildiğini ve kendisine inanıldığını hissetmenin yaşanmış ve hissedilen deneyimidir. İlgili ve bağ kuran lider, kişinin;
- performansı düşmeden önce bir şeylerin yolunda gitmediğini fark eden liderdir.
- karşısındaki kişinin bunalmış olduğunu gördüğü için durup onu dinleyen yöneticidir.
- elde edilen başarının ardındaki emeği bildiği için bunu ekipçe kutlanmasını sağlayan kişidir.
Yapay zekâ, bağ kurmanın dilini taklit edebilir. Ancak bağ kurmayı deneyimleyemez.
Liderlerin Görevi Bağı Korumaktır
Lütfen yapay zekânın, bizim yapmak istemediğimiz işleri üstlenmesine izin verelim. Notlarımızı özetlesin, dağınık düşüncelerimizi düzenlesin, ilk taslağı hazırlasın, seçenekleri karşılaştırsın ve yapmaktan kaçındığımız görüşmelere hazırlanmamıza yardımcı olsun. Zaman alan, enerji tüketen ancak insana özgü niteliklerimizi gerektirmeyen işleri üstlensin.
Yapay zekânın tüm bu yetkinlikleri karşısında artık sormamız gereken yeni soru şu: Yapay zekânın bize geri kazandırdığı zamanı ve enerjiyi nasıl değerlendireceğiz?
Bu zamanı insanlarımızla daha fazla bağ kurmak için mi kullanacağız? Daha iyi kararlar almak için mi? Daha güçlü bağlar kurarak ve daha fazla özen göstererek liderlik etmek için mi? Yoksa kimsenin okumaya vakit bulamayacağı daha fazla içerik üretmek için mi?
Çünkü teknolojinin giderek işin daha büyük bölümünü üstlendiği bir dünyada, iş hayatının insani boyutu bilinçli bir liderlik anlayışıyla şekillendirilmelidir. Gerçek anlamda önemseyebilen yalnızca insanlardır. Hayal eden, seçim yapan, cesaretlendiren ve yaşananlara anlam kazandıran biziz. Başka bir ifadeyle, güveni tamamlayan bağlılığı ve güveni sağlayabilecek olan yalnızca insanlardır.
Bu yüzden evet, yapay zekâyı kullanın. Ama onun, her zaman en önemli olan şeyin ne olduğunu unutturmasına izin vermeyin. İnsanların;
- görüldüklerini hissetmeye,
- değer verildiğini hissetmeye,
- bağ kurmaya,
- liderlerinin kendilerini gerçekten önemsediğini bilmeye
ihtiyaçları var.
Bu sorumluluk hâlâ bize ait.
Britney Cole
“AI Can Sound Human. It Still Can’t Care.” adlı makalenin çevirisidir.

