Yapay Zekâ Çağında Liderliği İnsan Odağında Tutmak
Yapay zekâ, bir araç ile ilgili bir tartışma olmaktan çıkıp bir insan ile ilgili bir tartışmaya dönüştü. Daha birkaç ay öncesine kadar yapay zekâ etrafındaki enerji; yenilik, deneme ve verimlilik odaklıydı. Şimdi ise çok daha kişisel bir boyut kazandı.
İnsanlar yalnızca yapay zekânın ne yapabildiğine tepki vermiyor. Bunun kendileri hakkında ne söylediğini düşündüklerine de tepki veriyorlar.
Eğer yapay zekâ yazı yazabiliyorsa, kod yazabiliyorsa, analiz yapabiliyorsa, sentezleyebiliyorsa, ilk taslağı oluşturabiliyorsa, araştırma özeti çıkarabiliyorsa, strateji taslağı hazırlayabiliyorsa—o zaman bana ne kalıyor? Ekibime ne kalıyor? Tüm bunların ortasında tüm cevapları biliyormuş gibi davranmadan liderlik etmeye çalışan yöneticilere ne kalıyor?
İşte bu yüzden insan odaklı liderlik artık daha az değil, daha fazla önem taşıyor.
Bu an yalnızca teknolojiyle ilgili değil. Kimlik, güven, muhakeme, tükenmişlik ve iş yapış biçimleri değişirken liderlerin insanı merkezde tutup tutamayacağıyla ilgili.
Yapay Zekâ Çağında İnsan Odaklı Liderlik için Üç En İyi Uygulama
Yöneticilerden daha hızlı hareket etmeleri, daha çok benimsemeleri, daha fazla denemeleri ve daha çok üretmeleri bekleniyor. Fakat aynı zamanda çalışanlar da şu soruyu soruyor: Yapay zekâ bana yardımcı mı oluyor, yoksa bir gün yerimi alacak sistemi mi eğitiyor?
Dürüst olursak yöneticiler de aynı şeyi düşünüyor. Çünkü bu değişimin dışında değil; tam ortasındalar. Onlardan hem yapay zekâ kullanımını yaygınlaştırmaları hem hedefleri gerçekleştirmeleri hem de kaygıları yatıştırarak değişimi yönetmeleri bekleniyor. Üstelik bunu, organizasyonlar yalınlaşırken, liderlik rolleri genişlerken ve daha az destekle daha fazlasını üretmeleri istenirken yapmaları gerekiyor.
Bu nedenle insan odaklı liderlikten söz ederken bunun yalnızca “empatik olun” anlamına gelmesi yeterli değil. Bundan daha somut bir anlam taşımalı.
Aşağıda yer alan üç uygulama, liderliğin insan odağını korumaya yönelik somut ve uygulanabilir bir çerçeve sunuyor.
En İyi Uygulama 1: İnsanı Sürecin İçinde Tutun
Evet, yapay zekâ seçenekleri, kalıpları, taslakları ve iç görüleri çoğumuzun tek başına yapabileceğinden daha hızlı ortaya koyabilir. Onu cazip ve güçlü kılan unsurlardan biri de bu. Giderek artan sayıda lider için artık favori yapay zekâ araçlarına danışmadan geçen bir gün neredeyse yok. İş ortamında yapay zekâ; bir beyin fırtınası ortağı, bir meydan okuyucu ve kişinin kendi düşüncesini test ettiği bir kontrol mekanizması gibi çalışır. Liderlere kaldıraç sağlar ve zaman kazandırır.
Ancak hız, muhakeme değildir; üretilen çıktı da hesap verebilirlik değildir.
İnsan odaklı liderlik, makine daha ikna edici hâle geldi diye muhakemeyi devretmemek demektir. Adalet, bağlam, nüans, sonuçlar ve güven söz konusu olduğunda insanı sürecin içinde tutmak demektir.
Yapay zekâ bir iş birliği ortağı olabilir. Ancak odadaki hesap verebilir lider asla o olmayacaktır.
En İyi Uygulama 2: Rolleri Değil İnsanları Yönetin
Eğer işler değişiyorsa liderliğin daha kişiselleştirilmiş olması gerekir, daha genel değil.
Tek tip liderlik yaklaşımı yapay zekâdan önce de zayıf bir stratejiydi. Bugün ise geçerliliğini daha da yitirmiş durumda.
Sorumluluklar evrildikçe yöneticilerin karşılarındaki kişiyi daha iyi anlamaları gerekir: Ne biliyor? Nerede kendine güveniyor? Nerede tereddüt ediyor? Ne tür desteğe ihtiyaç duyuyor? Ne zaman güvenceye değil, meydan okumaya ihtiyaç var?
SLII® yaklaşımından biliyoruz ki liderlik, herkese tercih edilen tek bir stili uygulamak değildir. Belirli bir görev ya da hedefte insanların bulunduğu noktayı doğru değerlendirmek ve buna göre uyum sağlamaktır; o görevde yapay zekâ olsun ya da olmasın.
İşte bu insan odaklı liderliktir. İnsanları birbirinin yerine geçebilen aktörler gibi görmek yerine, insana liderlik etmektir.
Ve yapay zekâ ‘uygulama’ konusunda giderek daha da iyi hâle gelirse—ki gelecektir—yöneticilerin de teşhis koyma, gelişimi destekleme ve güçlü diyaloglar gerçekleştirme konusunda daha yetkin hâle gelmesi gerekir.
En İyi Uygulama 3: Tükenmişlik ve Aşırı Yükü Önlemek için Liderleri Destekleyin
Liderlerden şu anda çok şey bekleniyor. Daha fazla değişim. Daha fazla karmaşıklık. Daha fazla duygusal emek. Daha fazla belirsizlik. Daha fazla performans baskısı.
Pek çok kurumda ise bu beklentiler artarken takdir, kapasite ve destek aynı ölçüde artmıyor. İnsan odaklı liderlik, lideri yalnızca daha yüksek verimlilik sağlayan bir mekanizma olarak değil, bir insan olarak da görmelidir.
Bu da tükenmişliği ve zihinsel yükü kişisel zayıflık değil, operasyonel risk olarak ele almak anlamına gelir.
Eğer liderler tükenmiş, bağlılıklarını yitirmiş ya da son enerjileriyle görevlerini sürdürmeye çalışıyorsa, bunun etkisi organizasyonun geneline yansır.
Yapay Zekâ Destekli İş Ortamlarında Empati Neden Hâlâ Önemlidir?
Liderlikte empatinin önemli olduğunu söyleriz, ancak birçok yönetici bunu nasıl somutlaştıracağını bilemez. Bu anlaşılabilir bir durumdur. Sürekli baskının olduğu ortamlarda empati yumuşak ya da belirsiz görünebilir.
İşte tam da bu noktada koçluk, güven oluşturma ve daha güçlü diyaloglar kritik hâle gelir. İnsanlar yalnızca yönlendirmeye değil, netlik sağlayan ve iyi bir performansın neye benzediğini gösteren dürüst konuşmalara ihtiyaç duyar. Görüldüklerini hissetmek isterler. Geribildirim verme ve destek isteme yetkisine sahip olmak isterler.
Sonuçta ihtiyaç duydukları şey, uyum sağlayabilen, dinleyebilen ve bağlılığın azalması işten ayrılığa dönüşmeden önce konuşabilecekleri kadar psikolojik güvenlik yaratabilen liderlerdir.
Yapay Zekâ Dünyasında Liderliğin Geleceği: İnsanı Merkezde Tutmak
Yapay zekânın bizi sormaya zorladığı asıl soru yalnızca “Teknoloji ne yapabilir?” değildir. “İnsanları ne için var sayıyoruz?” sorusudur.
Eğer insanı yalnızca çıktıyla tanımlarsak yapay zekâ doğal olarak bir tehdit gibi görünür.
Ancak insanların işe muhakeme, yaratıcılık, duygusal zekâ, güven, cesaret ve anlam kattığını hatırlarsak işte o zaman görüşmenin içeriği değişir. Bu bağlamda yapay zekâ faydalı bir araçtır.
Bu süreci, büyük bir şey olmuyormuş gibi davranarak yönetemeyiz. Yapay zekânın her şeyi bizim yerimize yapacağını varsayarak da yönetemeyiz.
Bunu şu şekilde yöneteceğiz:
- Verimliliğin yeni değer ölçütü hâline gelmesine izin vermeyerek;
- Makinelerin daha fazla uygulama yapmasına imkân tanırken insan muhakemesinin çıtasını yükselterek; ve
- Anlamı asla bir makineye devretmeyerek.
Teknoloji nasıl çalıştığımızı değiştirebilir ama kim olduğumuzu asla silmemelidir.
Britney Cole
“Keeping Leadership Human-Focused in the Age of AI”adlı makalesinin çevirisidir.

